GezintiKullanıcı girişiKimler çevrimiçi
Şu an 0 kullanıcı ve 131 ziyaretçi çevrimiçi.
Bunları okudun mu? |
AIDS Nedir?AIDS şüphesiz insanoğlunun karşılaştığı en korkunç tehlikelerdendir. Özellikle sınırların kalktığı dünyamızda yasalara, kurullara, uluslar arası ilişkilere çevrilmiş bir silah. Hele bu korkunç illete yakalananlara çaresiz nazarlarla bakarken duyduğumuz acı… 1981 yılından 1987 yılına kadarki süre tam 150 bin AIDS vakası görüldü. Sadece 1988 yılında bu rakam ikiye katlandı. İlk vakalar 1970’li yılların sonlarında Orta Afrika’da görülüyor. Hastalık ancak 1981 de tanımlanıyor. Hastalığa erkeklerdeki kadar kadınlarda da rastlanıyor. Kurbanlarının büyük kısmı 20-40 yaş grubu arasında. Trans-Afrika yolunun kenarında bazı yerleşim birimlerinde toplam nüfusun 1/3’üne H.I.V (Human Immuno Deficiency Virus) virüsü bulaşmış durumda. San Francisco’da genç homoseksüellerde hastalık 1970’lerde başlamış, ama hastalığın homoseksüellerde yaygınlaşması 1981 yılına rastlıyor. Jet Çağı, virüsün süratle yayılmasına sebep oluyor. 1988 yılında sadece San Francisco’da 25000 AİDS’Lİ vardı. Ancak 1988 den sonra durum değişiyor. Konuya verilen önem ve eğitim sonucu virüsün yaygınlaşması bir ölçüde durduruluyor. Günümüzde HIV virüsü damardan uyuşturucu kullananlar arasında tehlikeli bir yaygınlaşma gösteriyor. Bu alışkanlık önlenemezse yakın gelecekte AIDS birçok kişinin hayatına mal olacak. Virüsün ilk belirtisi kısa süren bir hastalık halidir. Döküntü, lenf bezlerinde şişlik, boğaz ve baş ağrısı, ateş virüsün vücuda girdikten birkaç gün sonraki belirtileridir. En çok iki hafta süren bir rahatsızlıktan sonra, her şey normale dönüyor ve kişi kendini eskisi kadar sağlıklı hissediyor. Ama virüs artık vücuda geçmiş ve bağışıklık sistemi üzerinde tahribatına başlamıştır. Her şey için çok geçtir artık. Belirtiler zamanla ortaya çıkıyor. Vücutta genel bir halsizlik, ateş hali başlıyor. İştahsızlık ve kilo kaybı da bunu takip ediyor ve giderek vücudun bağışıklık sistemi yıkıma uğruyor. Bunun sonucunda vücudun enfeksiyonlara karşı direnişi kalmıyor. Bağışıklık sistemi vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyan bir sistemdir. Bakteri ve virüs gibi unsurlar vücuda bulaşınca hastalığa neden olurlar. Makrofaj adı verilen özel bir hücre vücuda giren bakteri ve virüslerle mücadeleye başlar. Eğer başarılı olamazsa akyuvardan T hücresini çağırır. Bu hücre bağışıklık sisteminin kumandasıdır. HIV virüsünün tehlikesi hedefinin T hücresi olmasından kaynaklanır. Eğer AIDS konusunda yeterince eğitilmişsek ve önlemleri alacak sorumluluk duygumuz varsa korkmamız için de bir neden yoktur. AIDS başlıca 3 yoldan bulaşır: AIDS şu hallerde bulaşıcı değildir: En tehlikelisi mukoza dediğimiz yani organlarımızdaki zar tabakasının bir kişiden salgılanan bulaşık bir akıntı ile temas etmesidir. Şunu bir an aklımızdan çıkarmamalıyız: Etkin bir aşı yada kesin bir tedavi yolu bulununcaya kadar genç nesillerin bu dehşet verici hastalıktan korunmasının tek yolu korunma önlemlerini ihmal etmemektir. Son yıllarda dünyada hızla yayılan virüs kökenli ve ölümcül bir enfeksiyon hastalığıdır. 1980’lerin başında bir yaz günü, basın önce merak uyandırıcı, değişik bir konu gibi görünen bir haberi duyurunca, bütün dünyada bomba etkisi yarattı. Haber Amerika Birleşik Devletlerinde ilginç bir biçimde yalnız erkek eşcinsellerde görülen garip ve yeni bir hastalıkla ilgiliydi. O günlerde bu haberin bütün dünyada toplum sağlığını tehdit eden bir salgına dönüşeceğini düşünebilmek güçtü. AIDS kısa sürede korku salmaya başladı. Virüsün kan ve sperma yanında, tükürük ve gözyaşında da bulunduğunun kanıtlanması, hastalığın yalnız cinsel ilişkiyle bulaşmadığını kanıtladı. Ayrıca birçok ahlaki,hukuksal ve siyasal sorunu gündeme getirdi. Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla hastaların karantinaya alınması, bulaşma tehlikesi yüksek grupların kitle halinde denetimde tutulması, virüs taşıyıcıların işten çıkarılması veya askerden ihraç edilmesi gibi öneriler tartışıldı. Bazı tıp ve sağlık personelinin AIDS’li hastaların kan ve salgılarıyla ilgili işlem gerektiğinde yardımdan kaçındığı görüldü. Bu öneriler ve olaylar toplumda paniğin daha da artmasına ve hastaların zor durumda kalmasına neden oldu. Bütün bu gelişmelerden sonra AIDS hastalığı ile ilgili yapılan çalışmalar daha düzenli ve insan haklarına uygun şekilde devam ettirilmeye çalışıldı. Özellikle Afrika’da yaygın olduğu anlaşılan AIDS’in ne olduğu, nasıl bulaşıp bulaşmadığını, tanı ve tedavisini ve son olarak da AIDS hakkında gösterilen faaliyetlerin neler olduğunu inceleyelim. • AIDS nedir? • Dünya’da ve Türkiye'de AIDS. Aralık 2000 rakamlarına göre dünyada; HIV/AIDS ile yaşayan : Toplam : 36.1 milyon Erişkin : 15-49 yaş: 34.7 milyon Kadın: 16.4 milyon 15 yaş altı: 1.4 milyon 2000 yılı içinde HIV ile yeni infekte vakalar : Toplam : 5.3 milyon Erişkin 15-49 yaş : 4.7 milyon Kadın: 2.2 milyon 15 yaş altı : 600 000 Epideminin başından beri toplam AIDS’den ölenler : Toplam : 21.8 milyon Erişkin : 15-49 yaş: 17.5 milyon Kadın: 9 milyon 15 yaş altı : 4.3 milyon 2000 yılında AIDS’den ölenler : Toplam : 3 milyon Erişkin : 15-49 yaş: 2.5 milyon Kadın: 1.3 milyon 15 yaş altı : 500 000 TÜRKİYE’DE HIV/AIDS TÜRKİYE’DE HIV/AIDS VAKALARININ YILLARA GÖRE DAĞILIMI : YILLAR VAKA TAŞIYICI TOPLAM 1985 1 1 2 1986 2 3 5 1987 7 27 34 1988 9 26 35 1989 11 20 31 1990 14 19 33 1991 17 21 38 1992 28 36 64 1993 29 45 74 1994 34 52 86 1995 34 57 91 1996 37 82 119 1997 38 105 143 1998 29 80 109 1999 28 91 119 2000 46 112 158 TOPLAM 364 777 1141 • Bulaşma Yolları Cinsel Yolla : • Bulaşmadığı durumlar • Tanı • AIDS hakkında yapılan faaliyetler ve Tedavi • İlaç, Aşı ve Gen tedavileri : Bu tedavi şeklinin başarılı olması için ilaçların düzenli olarak alınması gerekmektedir; ancak HIV virüsü taşıyan insanlar da diğer insanlar gibi bir sosyal hayata sahip oldukları için uyguladıkları tibbi perhizi tam olarak takip etme fırsatı bulamamaktadırlar, ve bu da HIV virüsünün daha kısa sürede direnç göstermeye başlamasına sebep olmaktadır. Yan etkilere sebep olmadan işlevini yapabilecek şekilde ilaçların alınması için yeni yollar araştırılmaya devam ediliyor. 2. HIV Virüsüne Karşı Aşı Kullanımı : İdeal bir HIV aşısından beklenenler ucuz olması, kolay nakledilmesi, HIV virüsünün tüm çeşitlerine karşı insanları koruyabilmesi ve son olarak diğer insanlara bulaşmasını engellemesidir. Bugün önleyici bir HIV aşısı üretmenin karşısında tüm araştırmacılar tarafından kabul edilen beş önemli engel var. Bunlardan ilki HIV virüsünün nasıl bulaştığını, hastalığa nasıl sebep olduğunu anlamak ve bu süreci aynen yansıtan bir hayvan modeli bulmak. Bir diğeri HIV virüsünün güçlü bağışıklık sistemi tepkilerine rağmen nasıl hala yaşamaya ve üremeye devam ettiğini keşfetmek. Üçüncüsü vücudun bağışıklık sisteminin nasıl HIV virüsünü yok edebileceğini ya da en azından durdurabileceğini bulmak. Dördüncüsü bağışıklık sisteminin HIV virüsüne karşı nasıl etkili bir şekilde harekete geçirileceğini tespit etmek ve en son olarak da vücudu virüsün kendini değiştirme yeteneklerine rağmen uzun süre koruyacak bir aşı yapabilme uğraşı. HIV aşısı araştırmaları birkaç strateji üzerinde odaklanmış durumda. Geleneksel zayıf ya da ölü HIV virüslerini vücuda aşılama yöntemi hayvanlar üzerinde güvenilirliğini anlamak amacıyla test edilmekte. Diğer bir aşı çeşidi ise insanlar üzerinde, HIV virüsünün, bağışıklık sistemini hastalığa sebep olmadan harekete geçirecek protein parçalarını tespit edebilmek amacıyla test edilmekte. Ayrıca başka çeşit bir aşı üretmek amacıyla genetik mühendisliğinden de faydalanılmakta. Bu aşı da HIV virüsünün genetik materyali zararsız patojenlere (hastalık yapan) aktarılarak vücuda aşılanıyor. Bu aşıya karşı bağışıklık sisteminin tepkisinin şiddetini ve süresini arttırmak amacıyla daha çok araştırma yapılması lazım. Bir diğer çeşit aşı ise DNA aşısı. Bu aşıda HIV virüsünün genetik yapısı vücut hücrelerinin zararsız HIV virüsü parçaları üretmesi için kullanılıyor. Bu sayede vücut bu virüse karşı nasıl davranması gerektiğini öğreniyor.Bu alandaki çalışmalar üretilen HIV virüsü parçalarının hangileri olmaları gerektiği üzerinde yoğunlaşmış. Etkili ve güvenilir bir koruyucu HIV aşısı geliştirmek, üniversiteleri, biyoteknoloji ile ilgili şirketleri, devlet labaratuarlarını, klinik deney merkezlerini kapsayan kapsamlı bir araştırma gerektiriyor. Dünyanın şu anki gayretlerinin gerektirdiği maliyetin büyük çoğunluğu Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından karşılanmakta. Bunun yanında başta Amerika'da, İngiltere'de ve Japonya'da olmak üzere birçok ülkedeki özel ve kamu şirketleri bu araştırmalara para aktarmakta ve araştırmacılar ellerinden geleni yapmaktadırlar. 3. Gen Terapisi : Güvenilir ve etkili bir terapatik gen görevini sadece HIV virüsü bulaşmasının muhtemel olduğu hücrelerdeyken yerine getirmelidir. Bunun için iki farklı yöntem göz önüne alınmalıdır. Bunlardan ilki kanın bütün hücresel elemanlarının meydana geldiği kemik iliği kök hücrelerini hastanın vücudundan alıp, onları terapatik genleri tanıtırken kültür kaplarında birkaç gün koruduktan sonra tekrar yerine yerleştirilmesidir. Daha sonra bu hücreler HIV virüsüne karşı dirençleri sayesinde diğer beyaz kan hücrelerinin de yerini alacağı varsayılmaktadır. Ancak bu yöntem son derece detaylı ve pahalı olduğu gibi geniş alanlı uygulamalara da göre değildir.İkinci yöntem ki bu gen terapisinin geleceği olarak görülmektedir, sadece üzerlerinde HIV virüsü alıcısı bulunan hücreleri hedef alan yeni taşıyıcılar dizayn edip, bu taşıyıcıları direkt ve tekrar tekrar HIV virüsü bulaşmış insanlara verip o insanlarda HIV virüsüne karşı hücresel faaliyetlere zarar vermeden direnç oluşturmaktır. Devlete ait ve özel sektörden bir çok labaratuar bu amaç için çalışmakta. • Dernekler, dünya AIDS günü ve korunma yolları : HIV Virüsünün Dezenfeksiyonu : - Birkaç dakika kaynatarak ya da 60 derece sıcaklıkta 30 dakika bekleterek virüs öldürülür. - Sulandırılmış çamaşır suyunun temas ettiği HIV 30 dakika içinde ölür. Çamaşır suyunda klor vardır ve klor HIV virüsünü öldürür. - Bacteranios D- Buraton 10F, Cidex, Gigasept, Lysetol V, Presept, Steranios, Virkon’dur. Bu maddeler genellikle sağlık kuruluşlarında kullanılmak üzere üretilmiştir. Ultraviyole ile ışınlama HIV’ın öldürülmeside önerilmeyen bir metottur; çünkü sadece ışının doğrudan temas ettiği yüzeydeki mikropları öldürür. - Su ve sabun kullanımı ile HIV virüsünün deriden uzaklaştırılması diğer mikropları bu yöntemle uzaklaştırmadaki gibi etkilidir; ama yıkadıktan sonra sağlam deriyi alkol ile temizlemek HIV virüsünde kurtulmada uygun olur. Bir yaralanma durumunda yara yeri önce sabun ve su ile yıkandıktan sonra tendürtiyot, batikon, betadin gibi bir antiseptik ile temizlenmelidir. • Prezarvatif kullanımının etkileri; • Dernekler: Türkiye’de ve Dünya’da en tanınmış ve güvenilir dernekler şunlardır; 1. Türkiye Aile Sağlığı ve Planlama Vakfı: (TAP Vakfı) 2. ACT UP Golden Gate: 3.Project Soul:(GW Afrika Kökenli Amerikalı Topluluklarını Destekliyor.) Program, yoğun, 6 haftalık bir kurs sürecinde 15 HIV+ Afrika kökenli Amerikalı danışmanı HIV hakkında eğiterek başladı. Danışmanlarımızın cesareti, HIV virüsüyle dolu hayatlar oluşturmalarına yardımcı oldu. Project SOUL'un eğitim desteği sayesinde, güçlerini toplulukla paylaşmaya hazır hale geldiler. Project SOUL aracılığıyla, danışmanlar yerel topluluk merkezlerinde ve kiliselerde düzenledikleri toplantılarla topluluklarda AIDS bilinci oluşturmaya çalışıyorlar. Ayrıca umut dolu mesajlar veriyorlar. Bu tür derneklerde asıl amaçlar şöyle sıralanıyor; • Dünya AIDS Günü: Dünya AIDS Günü’nün önceki yıllardaki konuları: 1988 İletişim 1989 Gençlik 1990 Kadınlar ve AIDS 1991 Mücadeleyi Paylaşma 1992 Toplumun Yapmak Zorunda Oldukları 1993 Harekete Geçme Zamanı 1994 AIDS ve Aile 1995 Paylaşılan Haklar, Paylaşılan Sorumluluklar 1996 Bir Dünya, Bir Umut 1997 AIDS'li Bir Dünyada Yaşayan Çocuklar 1998 Değişim İçin Güç: Gençler Dünya AIDS Kampanyası AIDS hastalığı, HIV virüsü ile bulaşan, vücudun bağışıklık sistemini çökerten, böylece dışardan vücuda girebilecek ve normal bir insan vücudunun bağışıklık sistemi ile kolayca başa çıkabileceği miktarda mikropların bile savunmasız bünyede hastalıklara ve enfeksiyonlara sebep olması sonucu ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. AIDS virüsü kanda, menide, rahim ve vajina salgısında bulunur. Açık havada fazla yaşayamaz ve kısa sürede ölür. Başlıca bulaşma yolu cinsel ilişki ve kan naklidir. Bununla birlikte AIDS virüsü taşıyan birinin kanının bulaşmış olduğu bir cisim ile kesici bir yara almak ile, daha önce bir aids hastasında kullanılmış bir enjektör ile, vücuttaki açık bir yaraya aids taşıyan salgıların bulaşmış olduğu elin değmesi ile de virüs bulaşabilir. AIDS hastası olmak ile AIDS virüsü taşıyıcısı olmak ayrı şeylerdir. Virüs taşıyıcısı bünyesinde virüsü taşır ama bünye yeteri kadar dirençli olduğu sürece bu hastalığa çevirmeyecektir. Bu tür insanların enerji harcayacak ya da kendisini hasta edecek her türlü uğraş ve ortamlardan uzak olmaları gerekir. Nedeni belli olmayan ve antibiyotik uygulamasına kesin cevap vermeyen yüksek ateş. Aşırı kilo kaybı. Lenf bezlerinde (Koltuk altı, kasık ve boyundaki) şişlik. Ağız boşluğunda yaygın mantar enfeksiyonu (Pamukçuk). Sürekli ishal. Öksürük ve diğer akciğer şikayetleri . Kişi bu şikayetlerden biri veya birkaçı mevcut ise vakit geçirmeden bir uzmana başvurmalıdır. Şüpheli gördüğünüz bütün cinsel ilişkilerinizde prezervatif kullanımını sağlamak. Kullanacağınız bütün iğne ve enjektörlerin steril olmasına dikkat ediniz. Başkalarının kullandığı jilet, kontakt lens, akupunktur iğnesi gibi aletleri kullanmayınız. AIDS hastası veya virüs taşıyıcısı bir kişi ile normal sosyal ilişkiler sürdürülebilir. (Literatür 92 - 93 yılı Ulusal AIDS Kongre'sinden açıklama ) Akciğer Hastalıkları . İç Hastalıkları . Göz Hastalıkları . Psikiyatrik Hastalıklar . Ürolojik Hastalıklar . Nörolojik Hastalıklar . Diş Hastalıkları . Bulaşıcı Hastalıklar . Enfeksiyon Hastalıkları . Kan Hastalıkları . Genetik Hastalıklar . Tiroit Hastalıkları Hastalıklar . Kanser . Tüberküloz . Multipl Skleroz . Grip . Aids . Şeker Hastalığı . Hepatit . Pnömoni . Bronşit . Yüksek Tansiyon . Ülser . Glokom . Gastrit . Depresyon . Alzheimer Vücudumuz . Hareket Sistemi . Kas Sistemi . Sindirim Sistemi . Dolaşım Sistemi . Solunum Sistemi . Sinir Sistemi . Endokrin Sistem . İskelet Sistemi . Bağışıklık Sistemi . Üreme Sistemi . Boşaltım Sistemi . Duyu Organları AnketBilim Adamları . Genetik . Canlılar . Hayvanlar . Bitkiler . Vücudumuz Doktorlar . Hastalıklar . İlk Yardım . Zehirlenmeler Sigara . Alkol . Bağımlılık . Stres . Psikoloji Beslenme . Vitaminler . Mineraller Sağlık . Spor . Uyku . Hafıza |
Sitemizde ArayınPopüler içerikSon görüntülenme:
Son yorumlar
|
Yeni yorum gönder