sağlık

warning: Creating default object from empty value in /home/bilim/domains/bilimvesaglik.com/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

"İşlenmiş tüm gıdalarda böcek var"

"Dünyanın herhangi bir yerinde işlenmiş besin maddesi tüketenler zaten böcek yemiş oluyorlar. Bunun miktarı da yılda yaklaşık 500 gram. Domates sosu, fıstık ezmesi ya da ekmek gibi işlenmiş tüm gıdalarda böcek var."

Kolaya renk veren ne?

Dünyada kolaya renk veren böcek olarak efsanevi bir ün yapan cochineal, gıdadan kozmetiğe kadar birçok sektörün ‘canı kanı’ gibi.

Tuz tüketimini azaltmak ömrü uzatıyor!

Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat, günlük alınan tuzun iki çay kaşığına indirilmesinin kalp krizi ve inmeye bağlı 2 buçuk milyon ölümü önleyebileceğini söyledi.

Akpolat, "Aşırı tuz tüketimi hipertansiyon başta olmak üzere felç, kalp krizi, kalp yetmezliği, böbrek hastalığı, mide kanseri, böbrek taşı, kemik erimesi ve vücutta şişlik gibi birçok değişik sorunlara da yol açıyor." dedi.

Sonbahar soğuklarına kalkan olan besinler

Sonbahar kendisini hissettirmeye başladı, bir süredir mevsim normallerinin üstünde seyreden hava sıcaklığı düşüyor. Soğuk algınlığı, grip, bronşit gibi hastalıklar da kapıda. Sonbaharı sağlıklı geçirmenin yolu ise bağışıklık sistemini güçlendirmekten geçiyor.

Güçlü bir savunma mekanizmasının temelinde yeterli ve dengeli beslenme ile birlikte antioksidanlardan zengin besinlerin tüketilmesi yer alıyor. Diyetisyen Merve Yüksek, önemli antioksidanlardan biri olan C vitamininin, vücuttan zararlı maddelerin atılmasında ve savunma sisteminin güçlendirilmesinde önemli rol oynadığını söyledi.

Düşük yapanlar 'ultra-doğurgan'

İngiliz ve Hollandalı doktorlardan oluşan bir araştırma ekibi, sürekli düşük bebek yapan kadınların 'ultra-doğurgan' olabileceğini tespit etti.

Doktorlara göre bazı kadınların rahimleri, normalde reddedilmesi gereken sağlıksız embriyoların oluşumunu destekliyor. PLoS ONE dergisinde yayınlanan araştırma raporu, bu şekilde oluşan hamileliklerin başarısız olduğunu açıklıyor.

‘Ekmekte kanserojen kullanılıyor’

Ekmeği kabartmak, ağartmak, dayanıklılığını arttırmak, hacmini büyütmek, parlak ve çıtır çıtır olmasını sağlamak için kimyasallar kullanıldığını belirten İYSAD Başkanı Sadık Çelik, “Ekmekler balon gibi şişiriliyor. Bu ekmekler topluma şeker hastalığı, obezite ve kanser olarak geri dönüyor” dedi.

İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği (İYSAD) Başkanı Sadık Çelik, Türkiye’de ekmeğin üretim aşamasında kullanılan yoğun katkı maddelerinin önemli sağlık sorunlarını beraberinde getirdiğini belirtti. Çelik, ekmeğin, şeker hastalığının ortaya çıkmasında birinci derecede etken olduğunu, obeziteye yol açtığını ve kanseri tetiklediğini söyledi.

Tek gecelik uykusuzluk bile hasta ediyor

Tek bir gece bile yeterince uyumamanın, bağışıklık sistemini etkileyebileceği belirlendi.

İngiliz ve Hollandalı bilimadamlarının yaptığı araştırma, uykuda birkaç saat az dinlenmenin vücut üzerinde büyük baskıya neden olabileceğini gösterdi.

Yeterince uyumamanın endişe, sıkıntı ve kaygıyı artırmanın yanı sıra bağışıklıkla ilgili granülosit akyuvarlarının faaliyetini etkileyebileceği belirtildi.

Ramazan yemekleriniz az ve öz olsun

Eskiden büyüklerimiz, "1 çeşit zeytin var sofrada, diğer yeşil zeytinin işi ne?" derler ve fazla gördükleri yiyecekleri sofradan kaldırtırlardı.

Böylece Ramazan sofralarımız olabildiğince sade bir hale gelirdi.

Küçükken bunun sebebini anlayamazdık, ancak Ramazan ayının, oruç tutmanın anlamını kavradıkça biz de çocuklarımıza aynı öğütleri verir olduk.

Bu sıcak yaz günlerinde herkese hayırlı Ramazanlar dilerim. 2-3 senedir Ramazan ayının sıcak havalara rastlaması sonucu insanın sabrı ve dirayet gücü biraz daha önem kazandı. Artan şehir nüfusunun büyük bir bölümünün binalar içinde veya masa başı işlerde çalıştığını ve güneşin kavurucu sıcaklarından korunmasının mümkün olduğunu düşünsek de ne yazık ki güneşin altında çalışmak zorunda olanlar için nefis terbiyesi biraz daha zor olsa gerek. Ancak büyük bir sabır ve inançla oruçlarını tutarlar, tutmaya çalışırlar.

Türk doktorların büyük başarısı

12 yaşındaki Gizem'e ince bağırsak ve kök hücre nakli birlikte yapıldı

İZMİR'deki Tepecik Eğitim Hastanesi'nde ince bağırsak nakillerinde ölümleri engellemek için, aynı operasyon sırasında 12 yaşındaki hasta Gizem Kılıç'a kök hücre nakli de gerçekleştirildi. Gizem'e, Sağlık Bakanlığı'nın özel izni ile çift nakil yaptıklarını belirten Opr. Dr. Selçuk Kılınç, “Kök hücre nakliyle, bağışıklık sisteminin baskılanmasında yetersiz kalan ilaçların etkisini arttırarak organ reddini önlemeyi amaçlıyoruz. Bu uygulama dünyada bir ilk. Hastaları yaşatmayı amaçladığımız bu uygulamanın Türkiye'nin biyoteknolojide de başlangıç adımı olacağına inanıyoruz” dedi.

Türkiye'de bugüne kadar 11 ince bağırsak naklinin 10'unun gerçekleştirildiği Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, organ reddini önleyerek yaşamı uzatacak çalışmalar, Başhekim Prof. Dr. Gazi Yiğitbaşı'nın önderliğinde, Opr. Dr. Cezmi Karaca ve Opr. Dr. Selçuk Kılınç başkanlığındaki ekip tarafından başlatıldı. Bilimde referans olacak düzeyde çalışmaların yönetimce desteklendiğini ve bu nedenle hızla yol aldıklarını belirten ekip, tedavi amaçlı ilk denemeyi gerçekleştirdi. ‘Mezenkimal kök hücre’ denilen yöntem, ince bağırsak nakliyle birlikte 12 yaşındaki Gizem Kılıç'a uygulandı.

Bel sağlığınız için faydalı olacak 40 tavsiye

Günlük hayatta durup düşünmeden yaptığımız birçok hareket bel sağlığımızı ciddi boyutta tehdit edebiliyor. Uzmanlar bel sağlığını korumak isteyen ya da fıtık veya başka bir sebebe bağlı bel rahatsızlığı bulunan herkesin günlük yaşamda dikkat etmesi gerekenleri sıralıyor.

Uzmanların bel sağlığı için uyulmasını istediği 40 tavsiye şöyle:

1- Herhangi bir ağırlık taşımanız gerekirse, yükü vücudunuza asimetrik olarak paylaştırdıktan sonra taşıyın. Cisimleri bir yerden başka bir yere taşırken, belinizin dik pozisyonda olmasına dikkat edin.
2- Ağır bir yükü kaldırmayı denemeyin. Kaldırmak zorundaysanız başkalarından yardım isteyin.
3- Hafif bile olsa bir yerden cismi alırken dizlerinizi kırın ve çömelerek alın, belden eğilmeyin. Yükü belinizle değil, bacaklarınızla kaldırın.
4- Bir eşyayı taşırken gövdenize yakın tutun.
3- Hafif bile olsa bir yerden cismi alırken dizlerinizi kırın ve çömelerek alın, belden eğilmeyin. Yükü belinizle değil, bacaklarınızla kaldırın.

Bel Sağlığını Korumanın 20 Altın Kuralı

* Sizin için ağır olan cisimleri asla kaldırmayın,itmeyin ve çekmeyin.
* Sırtınızı,belinizi dik ve dengeli tutun.
* Uzun süre aynı vücut pozisyonunda kalmayın
* Omurga kaslarınızı düzenli çalıştırın,eğzersiz yapın.
* Stressiz bir yaşam sürmeye özen gösterin.
* Sigara içmeyin.
* Herhangi bir ağırlığı,yükü vücudunuza simetrik olarak paylaştıktan sonra taşıyın.
* Hafif bile olsa,bir cismi yerden alırken dizlerinizi kırın ve çömelin.
* Bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayın.Eşyanın yanına iyice yanaşın ve öyle alın.
* Paspasla veya elektrikli süpürgeyle yerleri temizlerken öne eğilmeyin.Belinizi dik tutun.
* Düzenli olarak spor yapın,yüzmeyi ihmal etmeyin.
* Her gün en az 20 dakika yürümeye özen gösterin
* Her gün beyaz peynir ve bir tabak yoğurt yemeyi alışkanlık haline getirin.

Sağlığımız için faydalı besinler

Sağlığımız için faydalı 50 besin maddesi neler içeriyor ve bu besinlerin faydaları nelerdir:

ELMA

Pektin, Bioflanovoid, C vitamini
Kolesterol düzeyini düşürüyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

ENGİNAR

Cynarin, bol miktarda B ve C vitamini
Kan şekerini düzenliyor. C vitamini kalbi güçlendiriyor.

MUZ

Potasyum, B6 vitamini, Serotonin, Magnezyum
Rahatlatıyor ve uyumaya yardımcı oluyor.

Saç sağlığı için yapılması gerekenler!

Saç dökülmesi mevsim geçişlerinde en sık rastlanan sağlık problemlerinin başında geliyor. Saçların dökülmemesi için dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var... Bu dönemde yapılan şok diyetler ve bu diyetlerin yol açtığı kansızlık saçların güçsüzleşmesiyle birlikte hızla dökülmesine neden oluyor. Protein ağırlıklı beslenme, sigara ve alkol kullanımını azaltmak saç sağlığını olumlu yönde etkilerken yoğun sigara kullanımı saçların erken beyazlamasına yol açıyor.

Hangi besinler saç sağlığını doğrudan etkiliyor?

Saç sağlığını korumanın yolunun düzenli ve dengeli beslenmekten geçtiğini belirten Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Uzman Doktor Ayfer Bankaoğlu şöyle devam etti: "Son yıllarda fast-food tarzı beslenme alışkanlıklarının hızla arttığını görüyoruz. Bu tarz dengesiz ve düzensiz beslenme alışkanlıklarının saç sağlığı üzerindeki zararları her geçen gün artıyor. Sağlıklı ve dökülmeyen saçlar istiyorsanız beslenmenizde protein, çinko, B 12 vitaminleri, folik asit ve bakır eksikliği olmamasına özen göstermeniz gerekiyor. Bu besinlerin eksikliği saç sağlığınızı olumsuz yönde etkiliyor."

Sağlık nedir, sağlığın önemi!..

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” Zamanın bütün zenginliklerine ve Osmanlı İmparatorluğunun tahtına sahip olan Kanuni Sultan Süleyman; sağlığın elde edilen tüm nimet ve zenginliklerden daha üstün olduğunu çok anlamlı bir biçimde bu şiirle dile getirmiştir. Gerçekten de sağlık mutlu bir hayatın parçasıdır.

Hastalık ve sağlık kavramları kültürlere bağlıdır. Bir yörede, toplumun çoğunda bağırsak paraziti varsa, bu durum hastalıktan sayılmayabilir. Sigara içen bir kişi, öksürüğünü sigaraya bağlayıp gerçek nedeninin bir başka şey olabileceğini dahi düşünmeyebilir. Çocuğu ishal olan bir anne, tüm çocuklar ishal oluyor düşüncesiyle bu durumu hastalıktan saymayabilir. Bir sakatlık olarak bilinen ve kundak yapılan çocuklarda çok görülen doğuştan kalça eklemi çıkığı Navajo yerlilerinde çok yaygın olduğundan hastalık olarak kabul edilmez.

Eskiler bazı köylerde belli bir yaştan sonra trahoma bağlı körlüklerin kaçınılmaz bir durum olduğuna inanıldığını, ancak devletin etkin trahom mücadelesi ile körlüğün kaçınılmaz bir olay olmadığını anladıklarını belirtirler. Ayrıca pek çok kişi hasta veya yakınması olmadığı zaman kendisini sağlıklı kabul eder.

Göz sağlığınız için bilgisayar kullanımına dikkat!

Zengin, göz bozukluğu derecesinin artmasında doğrudan rolü olmayan bilgisayarların, göz doktorlarına en fazla başvurma nedenleri arasında yer alan göz kuruluğunun başlıca nedeni olduğunu vurguladı.

Günümüzde hemen herkesin, günün birkaç saatini bilgisayar başında geçirir duruma geldiğini dile getiren Zengin, bunun göz kuruluğuna bağlı şikayetlerini önemli ölçüde artırdığını bildirdi.

GÖZ YUKARINDA, EKRAN AŞAĞIDA OLMALI

Bilgisayara uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde kuruma meydana geldiğini belirten Zengin, şunları kaydetti:

“Göz kuruluğu yanma, batma ve kızarıklık olarak ortaya çıkar ve kişinin gündelik yaşamını, iş verimini olumsuz yönde etkiler. Bilgisayara uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde kurumaya bağlı yanma, batma ve kızarıklığı önlemek için, ekran göz seviyesinden aşağıda olmalıdır. Çünkü, göz hizasından yukarıdaki ekrana bakan gözün kapağı daha fazla açılacağı için, kuruma daha fazla olur. Bilgisayar ekranı eğer göz hizası ya da biraz aşağıda olacak şekilde konumlandırılırsa, göz kapağı daha az açılacağı için göz kuruması daha az olacaktır.”

Göbek Deliğinden İzsiz Ameliyat!

Tek port cerrahisi ile pek çok ameliyat artık göbek deliğinden girilerek iz bırakmadan gerçekleştiriliyor. 2008 yılından beri uygulanan bu yeni cerrahi yöntem, hastaya yalnızca estetik değil, pek çok farklı konfor da sağlıyor.

Ameliyat, başarılı geçse bile, bedeninizde hatıra bırakır. İzi, sizinle bir ömür boyu yaşar. Özellikle de karın bölgesinde ameliyat nedeniyle oluşan büyük yara izleri, estetik kaygıların oluşmasına da yol açar. Prof. Dr. Nihat Yavuz, son yıllarda tek kesiden yapılan “Tek Port Cerrahisi” sayesinde, hastaların kaygılarının giderildiğini çünkü hastanın pek çok avantajı olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Yavuz’a göre ‘izsiz cerrahi’ denilen bu ameliyat yönteminin yalnızca estetik yararı değil, hastaya sağladığı pek çok konfor var. İşte bu konforların başlıcaları:

Ameliyat sonrası ağrı duyulmasının minumuma inmesi,
Ameliyattan kısa bir süre sonra hareket edilebilmesi
Hastanede kalış süresi kısaltması
İşe başlama ve normal hayata dönüşün kısalması
Estetik olarak, iyi sonuçlar elde edilmesi.

Tek port cerrahisi nasıl gerçekleştiriliyor?

Tek port cerrahisinde, karın ön duvarına yani göbek bölgesine tek bir kesi (delik) açılıyor. Ameliyat, kesiden içeri sokulan ve bu işlemler için özel olarak geliştirilmiş aletler yardımıyla laporoskopik şekilde gerçekleştiriliyor.

İlaç fiyatlarında indirim yapılacak

4 Aralık'tan itibaren bazı ilaçların fiyatlarında indirim yapılması kararından sonra tartışmalar da başladı.

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) Başkan Yardımcısı Engin Güner, 4 Aralıktan itibaren bazı ilaçların fiyatlarında indirim yapılması kararından hem üretici firmalar hem eczacılar hem de hastaların önemli ölçüde zarar göreceğini ileri sürdü.

Güner, yeni fiyat kararnamesi ve hükümet tarafından gündeme getirilen Sağlıkta Uygulama Tebliği'ndeki (SUT) değişikliklerin ilaç endüstrisi ve hastalar üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi.

Diyabet hastaları insülinden kurtuluyor mu?

Türk bilim adamı Salih Şanlıoğlu ve ekibinin, şeker hastalarının birkaç yıl bile olsa insülin enjeksiyonu olmadan yaşamalarına olanak sağlayan “adacık nakli”ni gen tedavisiyle geliştiren ve sıçanlarda bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmadan başarıya ulaşmasını sağlayan araştırması, ABD'de yayımlanan Human Gene Therapy dergisine kapak oldu.

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Gen Tedavi Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Salih Şanlıoğlu ve ekibi, dünyada yaklaşık 250 milyon diyabetli hastanın 25 milyonunu oluşturan insüline bağımlı (Tip 1) diyabet hastasının birkaç yıl da olsa insülin enjeksiyonsuz yaşamalarına olanak sağlayan “adacık nakli”nin, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmadan başarıya ulaşması için deneysel gen ve hücre tedavi metodu geliştirdi.

İnsüline bağımlı şeker hastaları için ümit vaad eden TÜBİTAK destekli araştırma, ABD'de yayımlanan Human Gene Therapy dergisinin ekim ayı sayısına kapak oldu.

Prof. Dr. Şanlıoğlu, yüksek kan şekeri seviyesini normal düzeye indirmek için insülin bağımlı şeker hastalığının tedavisinde standart rutin uygulama olarak hastalara günlük kan şeker düzeyi takibi ve periyodik insülin enjeksiyonu önerildiğini vurguladı.

GDO'nun zararları nelerdir?

Prof. Ziya Mocan:

Bitki bünyesinde, insanda alerjiye neden olan veya zehirleyici etki yapan bazı farklılaşmalar yaşanabilir.

Gen aktarımında kullanılan bazı teknikler nedeniyle genleri değiştirilmiş bitkileri tüketen insanlarda antibiyotiklere direnç gelişmesi olasılığı söz konusu.

Bu genlerin ürünü olan proteinlerin bağışıklık sistemimizi çökertme riskleri, kanser başta olmak üzere ne tür başka hastalıkları tetikleyecekleri günümüz teknolojisiyle tahmin edilemiyor.

Bu gıdaların genleriyle oynandığı için insan gen yapısında uzun dönemde değişiklik yapıp yapmayacağı bilinmiyor.

Hamileler, büyüme çağındaki çocuklar, beslenme bozukluğu olanlar ve kronik hastalar için özellikle zararlı...

Bunlar konserve gibi, besleyici değerleri düşük. Tabiatın yapısına da aykırı.

Prof. Dr. Ahmet Aydın:
Kanserojen olma ihtimalleri yüksek ama sigara gibi, 20 yıl sonra çıkıp "Kanser yapıyor" dediğinizde "Başka bir yığın kanserojen olabilir" diyecekler.

GDO (Genetiği değiştirilmiş organizmalar) Üzerine Fırtına

Türkiye’de genetiği değiştirilmiş ürünlerin (GDO) ülkeye sokulmaması için daha çok politik ve ideolojik amaçlı bir kampanya sürdürülüyor.

Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Orhan Bursalı GDO'lu ürünler hakkında yazdığı yazısı:

Savundukları tezlere bakıyorum, bilimsel olarak ele gelir fazla bir tarafı yok. Daha çok “gelecek endişeleri” içeriyor! Toplum bu konuda içinde yanlışların oldukça büyük bir yüzde tuttuğu “bilgi” bombardımanı altında. Biraz önce bir televizyonda halk arasında yapılan kısa söyleşileri dinledim. Herkes yediğinden şüpheli! Bir cehalet ki dizboyu!

Tarım Bakanlığı da bir yönetmelik yayımladı ki evlere şenlik! “Bebeklere yok” diye övünüyorlar, oysa AB yönetmeliğinde böyle bir şart yok. Yönetmeliğe göre, yem bile ithal edilemeyecek! Tavuk ve yumurta üretimi zora girebilir ve fiyatlar tepe yapabilir!

GDO'lu ürünler tehlikeli mi?

GDO'lu gıdalar kamuoyunda panik havası oluşturunca Tarım Bakanı Mehdi Eker kameralar karşısına geçmek zorunda kaldı.

Eker'in açıklamasından önemli satırbaşları:

GDO'lu ürünlerle ilgili yayınlanan yönetmeliklere bakılmalıdır... Engelliyor muyuz yoksa izin mi veriyoruz buna bakılması gerekir. Birçok ülkeye yasaklama getirdik...

GDO'lu ürün getiren kişiden 15 çeşit analiz ve komite raporu isteniyor... Eğer risk görülürse komite bu ürünün girişini engelleyecek.

Toplum yanlış bilgilendiriliyor. Dezenformasyon süreci işliyor. Bunlar TV'lerde çok konuşuluyyor. Burada toplumda olayı saptırmaya yönelik yayın var...

Bir de şöyle bir iddia var GDO'lu ürün etiketi yasaklanmıştır deniyor... Arkadaşlar bu çarpıtmadır. Bir ürünün içinde bulunanlar yazılır.

İşlenmiş ürünün içerisinde bulunmayanların listesi bulunanlardan daha çoktur. İçinde ne varsa o yazılır. Eğer farklı bir şey tespit edilirse müeyyide ve ceza uygulamasına gidilir.

Türkiye bununla ilgili olarak önemli bir mevzuat adımı atmış, GDO kabul etmemek üzerine mevzuat oluşturuldu. Türkiye ticari ilişkileri olan bir ülke... Türkiye'ye hiçbir şekilde GDo'lu ürün girmesi mümkün değildir diyen bilim adamlarımız var...

Son yorumlar

İçerik yayınları