GezintiKullanıcı girişiKimler çevrimiçi
Şu an 0 kullanıcı ve 55 ziyaretçi çevrimiçi.
Bunları okudun mu? |
Alerjik Rinitte Yeni Umut Işığı: Rhinolight
Ailenizde varsa sizde de görülme olasılığı yüksek Alerji immün (bağışıklık) sisteminin kendisi için tehlike oluşturmayan maddelere karşı savunmaya geçmesidir; yani immün sistemin fonksiyon bozukluğudur. Alerjik rinitte alerjen solunum ya da gıda yoluyla alınır, tanınır, şifrelenir ve bir daha karşılaşılması durumunda organizma bunu kendisi için tehlikeli olarak kodladığı için hapşırıkla, akıntıyla burnu tıkayarak ve kaşıntıyı artırarak uzaklaştırmaya çalışır. Ailede genetik yatkınlık, sosyoekonomik düzeyin yüksekliği, siyah ırktan olmak, çevre kirliliği, evde hayvan beslenmesi, ailenin ilk çocuğu olma, evde sigara içilmesi, mamayla beslenme gibi iç ve dış etkenler alerjik rinit riskini artırmaktadır. Göbek Deliğinden İzsiz Ameliyat!
Ameliyat, başarılı geçse bile, bedeninizde hatıra bırakır. İzi, sizinle bir ömür boyu yaşar. Özellikle de karın bölgesinde ameliyat nedeniyle oluşan büyük yara izleri, estetik kaygıların oluşmasına da yol açar. Prof. Dr. Nihat Yavuz, son yıllarda tek kesiden yapılan “Tek Port Cerrahisi” sayesinde, hastaların kaygılarının giderildiğini çünkü hastanın pek çok avantajı olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Yavuz’a göre ‘izsiz cerrahi’ denilen bu ameliyat yönteminin yalnızca estetik yararı değil, hastaya sağladığı pek çok konfor var. İşte bu konforların başlıcaları: Ameliyat sonrası ağrı duyulmasının minumuma inmesi, Tek port cerrahisi nasıl gerçekleştiriliyor? Tek port cerrahisinde, karın ön duvarına yani göbek bölgesine tek bir kesi (delik) açılıyor. Ameliyat, kesiden içeri sokulan ve bu işlemler için özel olarak geliştirilmiş aletler yardımıyla laporoskopik şekilde gerçekleştiriliyor. Artık sabah anjiyo olan öğlen işe gidiyor!
1) Anjiyo kararı nasıl alınıyor? Herkese anjiyo yapılması gerekmiyor. Bunun belli kriterler var. Efor testi bozuk olan, ekokardiyografisinde sorun çıkan, göğüs ağrısı yaşayan hastalarda tüm bilgileri toplayıp anjiyo yapıp yapmayacağımıza karar veriyoruz. Daha sonra, yöntemler konusunda hastaya bilgi veriyoruz. 2) Hastalar anjiyo yöntemini belirlerken tereddüt yaşıyor mu? Aslında hasta yöntemi belirleme konusunda değil, anjiyo yapılması ya da yapılmaması konusunda tereddüt yaşıyor. Anjiyo binde 1’in altında hayati riski olan bir yöntemdir. Ortaya çıkabilecek riskler de genellikle anjiyoda giriş yeriyle ilgili oluyor. 3) Anjiyonun el bileğinden yapılmasının avantajları nelerdir? Domuz gribine karşı nasıl temizlik yapılmalı?
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) Bulaşıcı Hastalıklar Komisyonu üyesi Yardımcı Doç. Dr. Esin Kulaç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "domuz gribine" karşı okulların, toplu taşıma araçlarının ve kamuya açık alanların ilaçlandığını hatırlatarak, "Ancak ilaçlamada kullanılan maddelerin içeriği ve yapılan işlemin bilimselliği konusunda şüpheler bulunmaktadır. Ayrıca bu maddelerin gereksiz ve fazla kullanılması da insan sağlığına zarar verebilmektedir" uyarısında bulundu. Güneş ışığına oldukça duyarlı olan grip virüsünün, başlıca bulaşma yolunun damlacık yoluyla olduğunun bilindiğini anlatan Kulaç, diğer damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmalarda olduğu gibi sıklıkla kapalı ortamlarda bulaştığını söyledi. Kulaç, bu nedenle ev, okul, hastane bekleme salonu, iş yeri ve otobüs gibi kapalı alanların iyice havalandırılmasının, pandemik gribin bulaşmasını önlemede etkin bir kontrol yöntemi olduğunu vurguladı. -"JELİN EL YÜZEYİNDE İYİCE KURUMASI BEKLENMELİ"- "Ortam ısısı, nem oranı, güneşlenme durumu ve yüzey özelliği gibi etkenlere bağlı olmakla beraber, grip virüsünün bu yüzeylerde 2-48 saat arasında canlı kalabildiği rapor edilmektedir. Çocuklara domuz gribi aşısı yaptırmalı mı?
"Çocuğum hasta. Hekimimiz "büyük olasılıkla 2009 H1N1 (Domuz) Gribi" olduğunu söylüyor. Ancak test yapılmadı, emin değiliz. Peki bu durumda H1N1 aşısı yaptırmalı mı, yaptırmamalı mıyım?" Anadolu Sağlık Merkezi'nden Genel Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı bu sorunun cevabını açıklıyor. Bu sıralar özellikle okul dönemindeki çocuk anne-babalarının en merak ettiği soru… Domuz (H1N1) gribi salgını devam ederken okulların ailelere gönderdiği aşılanma belgeleri ebeveynlerin kafasında soru işareti oluşturuyor. Birçok anne baba aşı yaptırıp yaptırmamak konusunda kararsız kalıyor. Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Tıbbi Direktörü, Genel Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, salgının giderek artacağına ve en etkili korunma yolunun ise aşılanma olduğuna işaret ediyor. Merak edilen bir başka nokta, bu dönemde yaşanan tüm griplere Domuz gribi olarak yaklaşılması. Peki bu durumda gribal enfeksiyon geçirenlerin aşılanması gerekiyor mu, gerekmiyor mu? Domuz gribine karşı çocuklar yarın aşılanacak
Bu kapsama giren, aşı yaptırmak isteyenlerin sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvuruların kendi beyanları yeterli olacak, herhangi bir belge istenmeyecek. Yarından itibaren sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvurup durumlarını beyan ederek aşı yaptırabilecek olanlar şunlar: “-Kronik bronşit, KOAH ya da astım gibi kronik akciğer hastaları, 6 ay ile 5 yaş altındaki çocuklara da aile onayı alındıktan sonra aşı yapılacak. Risk grupları domuz gribine karşı aşı olmalı
“Hastalığın, altta yatan kronik hastalığı olanlarla 5 yaş altındakilerde diğer yaş gruplarına göre daha ağır seyrettiğini” belirten Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Alpay Azap, hayatını kaybedenlerin büyük bölümünün bu gruba girdiğine işaret etti. “Sağlık Bakanlığının yarından itibaren domuz gribine karşı aşı uygulamasının başlayacağını bildirdiği bu gruptakilerin mutlaka aşı yaptırmaları gerektiğini” ifade eden Azap, şöyle konuştu: “Hastalık mevsimsel gripten farklı olarak 5 yaş altında daha ağır seyrediyor. Ama asıl 24 yaş altı risk içeriyor. 5 yaş altı aşılandıktan sonra 24 yaş altındakilerde aşılamaya devam edilecek. Yaş düştükçe hastalığın ağır seyretme riski artıyor. Burada hastalığa yakalanma riskinden bahsetmiyoruz. Bizim için önemli olan yakalandıktan sonra hastalığın ağır seyretme riskidir. Hastalığa yakalandıklarında ağır seyretme riski olanların mutlaka aşıyla korunmaları gerekiyor. Çünkü aşıdan daha etkili bir koruyucu önlemimiz yok.” Yarından itibaren sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvurup durumlarını beyan ederek aşı yaptırabilecek olanlar şunlar: Diyabet hastaları insülinden kurtuluyor mu?
Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Gen Tedavi Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Salih Şanlıoğlu ve ekibi, dünyada yaklaşık 250 milyon diyabetli hastanın 25 milyonunu oluşturan insüline bağımlı (Tip 1) diyabet hastasının birkaç yıl da olsa insülin enjeksiyonsuz yaşamalarına olanak sağlayan “adacık nakli”nin, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmadan başarıya ulaşması için deneysel gen ve hücre tedavi metodu geliştirdi. İnsüline bağımlı şeker hastaları için ümit vaad eden TÜBİTAK destekli araştırma, ABD'de yayımlanan Human Gene Therapy dergisinin ekim ayı sayısına kapak oldu. Prof. Dr. Şanlıoğlu, yüksek kan şekeri seviyesini normal düzeye indirmek için insülin bağımlı şeker hastalığının tedavisinde standart rutin uygulama olarak hastalara günlük kan şeker düzeyi takibi ve periyodik insülin enjeksiyonu önerildiğini vurguladı. Gripten korunmak için nasıl beslenmeliyiz?
Dost sohbetleri, gazete haberleri ve televizyonlarda hep o var. Aklıma “Samimiyeti böyle sürdürürsek bulaşmayı nasıl önleyeceğiz” diye sormak bile geliyor ama sırada başka sorular var... Sık sorulan soruların başında, “alınması gereken önlemlerin neler olduğu” geliyor. Korunmanın temel noktalarını aslında hepimiz çok iyi öğrendik: “Gripli olanlardan en az bir metre uzak duracağız, gripsek öksürürken aksırıp hapşırırken ağzımızı, burnumuzu kâğıt mendille kapatacağız ve hemen o mendilleri çöpe atacağız. Hasta olduğunu bildiğimiz kişilerin eşyalarını kullanmayacağız, özellikle aynı havlulara elimizi, yüzümüzü sürmeyeceğiz. Mümkünse onların istirahat ettikleri odayı ayıracağız, aynı yatağı paylaşmayacağız, onlarla kesinlikle öpüşüp koklaşmayacağız. Hasta olsun olmasın herkesle başımızla, gözlerimizle selamlaşacağız. Özetle bu kış el sıkmayı, sarılıp kucaklaşmayı kesinlikle unutacağız. Sırası gelmişken şimdiden hatırlatalım: Bayramda el öpmek de yok! Büyüklerimize saygılarımızı, sevgilerimizi bildireceğiz ama bunu sözle, gözle ifade edeceğiz.” Akciğer Hastalıkları . İç Hastalıkları . Göz Hastalıkları . Psikiyatrik Hastalıklar . Ürolojik Hastalıklar . Nörolojik Hastalıklar . Diş Hastalıkları . Bulaşıcı Hastalıklar . Cinsel Hastalıklar . Enfeksiyon Hastalıkları . Kan Hastalıkları . Genetik Hastalıklar . Tiroit Hastalıkları Hastalıklar . Kanser . Tüberküloz . Multipl Skleroz . Grip . Aids . Şeker Hastalığı . Hepatit . Pnömoni . Bronşit . Yüksek Tansiyon . Ülser . Glokom . Gastrit . Depresyon . Alzheimer Vücudumuz . Hareket Sistemi . Kas Sistemi . Sindirim Sistemi . Dolaşım Sistemi . Solunum Sistemi . Sinir Sistemi . Endokrin Sistem . İskelet Sistemi . Bağışıklık Sistemi . Üreme Sistemi . Boşaltım Sistemi . Duyu Organları AnketBilim Adamları . Genetik . Canlılar . Hayvanlar . Bitkiler . Vücudumuz Doktorlar . Hastalıklar . İlk Yardım . Zehirlenmeler Sigara . Alkol . Bağımlılık . Stres . Psikoloji Beslenme . Vitaminler . Mineraller Sağlık . Spor . Uyku . Hafıza |
Popüler içerikSon görüntülenme:
Sitemizde Arayın |
Son yorumlar
17 saat 43 dak önce
19 saat 19 dak önce
1 gün 14 saat önce
1 gün 17 saat önce
1 gün 17 saat önce
2 gün 19 saat önce
2 gün 21 saat önce
3 gün 1 saat önce
3 gün 22 saat önce
4 gün 17 saat önce